GeNÇLiĞiN EĞLeNCe PoRTaLı www.s4nsur.tr.gg
  KİTS SöZLeRi
 
 

Sagopa Kajmer Yakin ve Uzak sarki sozu kits albumu

 Ben yakın sen uzak Ya sen yakınlarımda ben Irak .. Masiva bırak track bileklerimden.. Rayhanım iske bezemek eLzem Ben sözümden dönmem..
Aynalarımı çatlattım ben darmadığın tuzla buz oldu içim LAkin ucuz atlattım ben Ya sen terazilerce aLtın yüklenmiş gibisin Sen ah sen bir biLsen
keşke bilselerdi Herkesin tek hakkı var . Ömrü aLtın sepeti sanma Sepete konulan
En sonunda ruhsuz bir cesed olur sonunda Beklediğin bi medet olur dünya ölüm üzerinde bir iki anlık misafirdir ömür..Bu neşenin sonudur elbet derin bi baş ağrısı..Kahkahalar bugün senin peki ya bundan sonrası Gün geçer ve dost göçer.. Azdır yandaş sayısı..1 Ocak kışında gözün uzaktan izLer Mayısı..

Ben yakın sen uzak ya sen yakınlarımda Ben ıraK..
Ansızın sızım yakardı en derinden..Sana her kavuşmam elzem..Ben bu yangını söndürmem..Herkesin tek hakkı var hem halime sorsalar anlar beni yangın paklar..
Kor alır canım ağlar Yetmez binBir (Ah)

Burası misal ülkesi masal misali bizler hayal kafilesi..her daLım çiçeklerim annesi..
Ver bana beni geri kendimden kaldım beri.
içim hasret yeri Küheylan kaLdı bi kemik bir Deri..
Bir nefisle yıllar aldı kavgam..Kulak deldi argom..Yeni bir umut kapına vardı SAGO'm..Nasihatimin yanında hafif kalır domdom..Neden hergece kafan zom ateş barut misali sonun Bomm!..

Ben yakın sen uzak ya sen yakınlarımda Ben ıraK.
..Ne yol katetmeliymişim meğer düşümden Yakınlarımda olmak istemedin içten..Feryatıma gizLenDim..Herkesin tek hakkı var hem haLime sorsaLar anlar beni yangın paklar..Kor alır canım ağlar Yetmez binBir (Ah)

Ben yakın sen uzak Ya sen yakınlarımda ben ırak..Ansızın sızım yakardı en derinden..Sana her kavuşmam elzem..Ben bu yangını söndürmem..Herkesin tek hakkı var hem halime sorsalar anlar beni yangın paklar..
Kor alır canım ağlar Yetmez binBir (Ah)
 

Kötü İnsanları Tanıma Senesi 

Yunus Temmuz başı yol sonu elinde çiçek bekler
Geçen hergün için kapıma çelenk gönder
Kahır bu adamı yere devirdi kulaklarım sağır
Hoş sesinle bana bağır, hafiflesin yüküm ağır
Gözüm ağladıkça gamzelerim gülmemekte
Ruhum yıpranmadıkça kalemim hareket etmemekte
Nefesle inşa ettiğim sözüm kulaklarına borçtur
Şeytan güvendiklerimi gömdü, Lan ne iştir
Ne olur üzme kendini, güneş habercisi geceler
Zorlasam da çıkmamakta ağızdan, o kolay heceler
Hiç bilmediğim bi yerde en çok bildiklerim değil
Onları silmek isteyenlere karşı muharebedeyim
Elim Bir kitaptır arkadaşım, muhabbeti yarım kalır.
Zaman sanığım olsa şimdi, idam ederim adı kalır
Senden korkum olmasa kurşun, kafama ellerim hediye alır
Anlaman zor ya neyse, ahım gider vahım kalır
Kötü insanları tanıma senesi, can çekişmekte adımın beş hanesi
Yaşamdan soğumanın çoktur bahanesi
Günden güne yırtılmakta kalbimin 12 perdesi
Korkutur cesaretimi iradesizlik zillesi

Bak dayandım olmadı, çek silahımı vur
Elime belime varmıyor affet
Bugünüme kusrum var
Dostum canımamı kastın var
Kim hekimse hakimim olsun
Tek duvara tek kafa depremim olsun
Sus yaralama şansın war
Sago kaç firara hakkın war (2)

Benim gerçekliğimin ölümsüzlüğü yaşatmakta hüznümü
Kendimi kendime hediye ederek kutladım son doğum günümü
İnanmasanda geçer zaman, nöbet vaktin dolacak
Aslan sabrın tadıda acı da olsa, tatlıdır ya mevyan
Bakacağım tek yön ölüm
Doğru notayı izler gözüm
Rüzgara emanet sözüm, hasretlerle yandı gönlüm
Yalnızlığım kalbime zulüm, korkutmakta heran ölüm
ben bir pembe diziyim hergünüm bir ölüm
Dişlerimden gardiyanlar, hislerimden çağlayanlar
Kirlerimden bataklıklar, kemiklerimden korkuluklar
Parmaklarımdan sivri bıçaklar yaratıp
Savunup kalemi, sırrı açmak cinayettir
bir kilo altın sukunettir.
Toprakla aramdaki mesafe kadar hayat değil uzun
Adiler yoluma tuzak kursun, geri teper her efsun
Yunus un gözleri kara bulutlarla dolsun
yok elimde sabırdan öte bir .....

Bak dayandım olmadı, çek silahımı vur
Elime belime varmıyor affet
Bugünüme kusrum var
Dostum canımamı kastın var
Kim hekimse hakimim olsun
Tek duvara tek kafa depremim olsun
Sus yaralama şansın war
Sago kaç firara hakkın war (2)  

BEN HÜSRANA KOMŞUYUM 

Benim sermayen çift el artı çift göz
Karamsardan varan harbi doğru söz
Acılarımsa köz..
Ah bu benim sisli yollarım
Vay benim körpe ellerim
Kara saçlı başım dara düştü yarım.
Bazen bıktım aslen yıkıldım
Ve daldım derinlere sığdan yıldım
Beni toplasan otuz şirin yıldım
Sabreden dervişin muradına vardım.
Bitmez kaderin uzun yolu
Gidilemez tek binekle
İçine sinmiş korkak çocuğu ileri doğru itekle
Burada beklemekle sanma kalıcısın ya pekte
Bak kaç milyar insanın yaşam bayrağı direkte.
Bu ses benim dinle dinle dinle..
Uygunsuzca gidişlerin yolunu kesen haydut benim.
Bildiklerimden eminim yaptıklarıma kefilim
Gidenlerime vedayım gelenlerime mihirim. 

Denedim olmadı çabalarımın sonu nihayete varamadı
Ben hüsrana komşuyum yolları gözler mensubum.
Uykum kaçtı iflasın eşiğine battı bu suçsuz gözlerime
Hesabım ağırdır vardır şerrim de velakin kalanım hayırdır.

Bilmelisin yolunu bulman çok basit ve bedava
Yapmamalısın bunu dava
Sana dostum diyenler var ya alayı hava.
En sert tekerlekler bile birgün mutlak kaçırır hava
Hey gel yanaş!
Yaşın kaç? Hımm..
Yolun azını gitmişsin
Tecrübe demek kalpte kalan izdir yanılma
“Çok bildim”lik yaparsan çok düşmüşlük yaşarsın
“Yok derdim”lik yaparsan dert görünce saparsın.
Elindeki ölümlü para ev mülk taki vücut
Rab cömertliğinde asla koymamıştır hudut
Can yakmak pahasına mı icat oldu barut?
Ben gülüp selam ederken simaları nemrut.
Ben bu uğurda çok yoruldum olsa zor da içim rahat.
Ruhum buruk yüzüm sanık görsem hor da durum ortamızda
Her şey açık meydanda..
Kaç kişi felci tattı iyi ve kötü arası cereyanında? 

Denedim olmadı çabalarımın sonu nihayete varamadı
Ben hüsrana komşuyum yolları gözler mensubum.
Uykum kaçtı iflasın eşiğine battı bu suçsuz gözlerime
Hesabım ağırdır vardır şerrim de velakin kalanım hayırdır.

Vesselam

Şu baş belası dilimi kesin zilimi çalsın serzeniş içime dolsun üzüntü
Süreklilik ne zor bir iş perişanlık pişmanlık çekilmesi en güç dertmiş
Sabır tüm sıkıntıların anahtarıdır doğrudur düş kırıklıklarım sonucu ruhum yorgundur
Ağaçlarımdan pişmanlık meyveleri sarkıyor haydi topla
Gözlerimden uyku çalına ara ve bul patakla
Gönlümün dipte kalan kısmında arşivlenmiş onca yara
Yılan ve akreplerle dolu içinde bulunduğum yuva
Birileri haddini bildirmeli ölüm okuna kafa tutan kalkanlara
Yaptıklarımdan sebep yapacaklarına hazırlıklı
Sago yüzüm sadık köpek yüzün kedice pazarlıklı
Lan bir sen mi kaldın akıllı bu tarla mayınlı
Ummadığın yer tuzaklı vesselam

Dil ateştir biraz suyla söndürülmesi mümkündür
Tırnaklarını aşındıran çözemediğin bu kör düğümdür
Üzgünüm bir hayli vesselam
Vuslatım gelmez mihman
Bekleyim gurbetteyim ne deyim

Sen gözümde dikensin bana hoş bir gül gerek
Düşüncelerin yüzüne vurmalı buna adam gerek
Lakayıtın hedefi uğruna sadece yanan bir yığın emek
İçinde şeytan himayede o sen değilsin o an demek
Kum saati döner akan zaman saçlarımı söker
Nursuz bir yüz meyvesiz bir ağaca benzer gülüver
Taş yerinde ağır -ağır ağır gazla diyarımdan
ey iştahı maymun nefis çekil gıyabımdan
el emeği mahsulünden geçin yunus
dalaletin delaleti olmak neyime desturum
sorularınızın cevaplarını bakışlarımdan bulun
silahlarımın acılarını kurşunlarımdan sorun
elbiselerin kibir kokulu kalbin içi fesat dolu
fikir zikir aynı anda bitir okulu fark edilmez sandığın komik iblis oyunu
ezelden beridir ona elini veren kaptırmıştır kolunu 

Dil ateştir biraz suyla söndürülmesi mümkündür
Tırnaklarını aşındıran çözemediğin bu kör düğümdür
Üzgünüm bir hayli vesselam
Vuslatım gelmez mihman
Bekleyim gurbetteyim ne deyim….

 Bir Kulaç Daha Atsam Karadayım

Kalk! Kalk! Kalk ve beni dinle, sana güç veririm! Kafanla dalaştığında sana yardım edebilirim. Beni bilirsin tam 30’luk 3 tanımlı; pis sakallı, donuk bakışlı, iklimi az ılıman çoğu yağışlı. Yaşar fani yazlı-kışlı. Onların şahidi görür gözlü benimkisi amaydı, unutmadıklarımın hepsi güzel birer simaydı. Sen kendinle çatışmadayken, savaş verirken SaGo oradaydı. Taşla kafan çarpıştığında ya da kafan taşa yaslandığında anlarsın ki; kötü gider, iyi gelir. Zaman sofrasında ki en lezzetli mühim yemek. Azaldıkça aç kalmanın korkusuyla kıvranacaksın bu sebeple yaşlanacaksın, çünkü sende baştan olmak üzere sonlanacaksın, trilyonda olsan harcanacaksın, savaşı kes barışacaksın! Kendinle aynalarında birebir anlaşacaksın.

Bir kulaç daha atsam karadayım, ben hiç böyle bir denize dalmadım. Üzerimde pantolonum artı ayakkabılarım, ha gayret! Bir sene fırtına, üzerimde dolunay, gün yüzü asmış, dalgalar boyum aşmış, nefesime gücü bahşet Mevla. Bir kulaç daha atsam olur evvel Allah.

Benim bahsettiğim o derinlik hiç bir denizde yok, benim yumruklarımın içi boş, korkma yakmaz canını. Allah seni esen gibi dümdüz etmeden geri dön, dünya kızına âşık olmak seni delirtir, bu kız izdivaç için ne kötü bir cariyedir, ecel aramaz enseler, yerine gelmez sarsılan güvenler, içine düştüğüm masalsı serüvenlerdir gamzelerime ab-ı hayattan can verenler.
Dipte vurgunum, moralsizim, suskunum, yinede kendimi teskin edebilecek seviyede olgunum. Pişmanlık asla kaçamayacağın bir canavar, elleri bazen öldürür, bazen sertçe yakalar. Bil ki;
Sagopa cesaretinin bir kısmını zulada saklar, yanan ışıklarımı kaplayacak kadar karanlığım var.

 Düşersem Yanarım


Yine o kirli dram setlerimin içindeyim ve hayatının en güzel parçasıyım Kırıklarının alçısıyım. Affın olsun hain darba. Yediğim darbelerle sığındım Rab’ba. 365 Gün 52 berbat hafta ağıtlarımla rafta! En büyük destekler çıkarsızlıktan ötürü lafta. Ben aklımı dile düşürdüm, kapalı kapıdan kafamı çıkarıp kafayı üşüttüm. Yüzüne okkalı cümleler üfürdüm, hey yabancı ben zaten yıllardır içime dönüktüm. Parlayan bir alev gibi görünürdüm ama sönüktüm. Hayat bir bot ve bot çevresi, dolu büyük beyaz köpek balığı, diptekiler iştahla düşünür tepede duran azığı. Rüyalarımın öldüğü yerde uyudum ve yine bot battı ilk rıhtım ben battım ah tahtım vay bahtım. Dudaklarım kanayana kadar yapmak istediğim işte bu Rap benimle ol hep! Ölmek üzere olan dünyada bir ölümlü yaşar mahlası Kaf-Kef. Dualarım vesvası hannası eder def.

İncecik ip üzerine koca ayaklar bindi, nefsim içine sindi. Kirpiklerim titremekte korkularımdan, düşersem yanarım. O kadar içime sindim ki vinç getirsen kalkmaz başım!
Yov! Gömün burada canlı naaşım! İç çekmekten düşünmekten ağırdı saçım düşersem yanarım!

Vicdan bir güneş gibi parladıkça ısınır için, geçen vakti bir zamanlar adını koyduk niçin? Çünkü gelen gider makbulüdür kısası ziyaretin, bana müsaade sana rast gelsin budur hikâyemiz. Takdir buyur kış bulutlarım kadar doluyum Rabbım. Bir ağlasam dolar taşım seller alır bahçem bağım, yükseldikçe nefesi kesilir yalnız kalır dev dağım, aramadıkça düşman buldum hasım solum sağım. Cehennemde soğuk bir gün, boğuk bir adam, donuk bir surat bekle gelir bir gün beklediğin murat. Bazılarına gül dikenicesine batar rahat, nefret edercesine yaşar hayat, buyur mezara yat. Soğukluk içime hükmedince güneşim buz adası. Şemine pervane misali SaGo’nun aşkı. Sessizliktir içimden geçirdiklerimin sedası, duymakta olduğun engin sözler derin denizlerimin dalgası.

Sagopa Kajmer - İki Tanık

Yoo Kits, yo yo Kits!

İki tanık var biri dilimdir, biride virüs kalemim, ihanet etmez sözüm kâğıda ve halim Rabba teslim. Ölümün sessizliğine eşsiz bir seda ile girdim. Boğulmaktan korktuğum bir denizin tahmininden derinim. Benim kalbim ısrarla cennet kuşatmasında hala. Ruhum bedeni terke maruz sevap artı günahlarla. Öncelerimi dışlar sonralarım, aklım firarda. Güller yâre sevgi kanıtı, benim elimde papatya. İçimden kaba bir ses beni azarlıyor yıpratmakta. Yağmur betonla sevişirken güneş altın saçmakta. Kollarım o nankörlerle çetin güreş tutmakta. SaGo gidenlerin gölgelerini koleksiyonuna katmakta. Sevdirmeye gayret etme kendini, sevilmeye terket. Uzadıkça kısalan ömre huzur aşısı zerket. Her adım için on çuvallık külfet, Rabbım hayra lütfet, zararı belli sonlarından iki gözünü ırak et. Keşfi bekleyen cümleler içindir bütün çabam. Kelimelerden kalpler yaptım, kimini deştim acımadan. Dilini kestiklerim sükût nöbetinde gık çıkarmadan. Suratsızları kapıdan kovsan girmek ister bacadan!

Söz ehlime itaat et, benim sözüm cevher, kalemim olgunluk tahsilinde yalanına var ettim. İki tanık var; biri dilim bir kalemim, olanı biteni sindirdim yeter bana kendi derdim…

Bilirim bensiz dostum, iblis dostu, hannas komşusu. Batırdıkça batırır; derindir vesvas kuyusu. En tatlı yerinde uykumu basar karabasan kabusu. Güzel cevapların vardır elbet hain sorusu. Kanadı olsa hain kedinin, soyu kururdu serçelerin! Susuz çölde inci bulsa damla arar gözlerin. Rüzgar esmez her zamanki gemiye layık. Bir üfürse yol bulurdu bizim orta direk kayık, bu şarkı bayık. Çin ipeği giysen dahi senin değerin eşşek kılı. Gelecek hayranlarındansan aç önüne bir kahve falı. Hızlı koşan arap atının dört yana savruldu nalı. Umulmadık zamanda kesti birisi bindiği dalı. Günah ki en güzel kadındır, sizler güzele kanan. Tabiatın şeytan olacaksa yılan doğursun anan! Say geriye doğru onu, ileriye giden yolcu zaman. Başkasının ızdırabı ile huzur bulandır mutsuz insan.

Sagopa Kajmer - Gölge Haramileri

Varabildiğin yere kadar var, var, var!
Akar sular dönmez geri tıpkı gençliğim gibi. Bebekti ceninin ergeni, bir erdi büyümüş meyvesi.
Sakal-bıyıkla geride kaldı Yunusun hamlık evresi. Sivilce, akne katledildi soldu yüzümün güneşi.
Ve çivisi düşmüş tablolarda bir resimdi kendisi, kükreyen şu gökyüzünde kuşun kilitli kafesi.
Tersi döndü güvenin ansızın belirdi dostun hilesi, fincan kahve içtim kursağımda kaldı telvesi.
Kırıştır yalan kahpesi, baştan akıl alır ya cilvesi. Yıkar, geçer bir dostun düşmancasına hamlesi.
İki boy aşmış ihanetin ki kat-i yok bahanesi, hayrından umutsuzum getirme bari şerrini.
Ve hepsi aynı yolda yolcu onca bedenin kellesi, meydan önüne dizilecek ve alınacak ifadesi.
Dualar olmasaydı kim kovardı kalleş iblisi? Kalbim ak da pak da desen yüzünden yansır pisliğin.

Altın harflerle yaz mahlasımı. Halvetim kasvet, kem gözlere şiş.
Cadü ya herru, ya merru, kaf-kef. Gölge haramilerine bir selam çak.
Abile patladı, demlenir simam. Nủşinrevandan handan ummam ben.
Ahu-yi felek mum, ben şamdan. Düşmez kalkmaz bir Allah’tır uyan.

Sago sus! Husus derin çukurda içine sin, pusu kuran huşu içinde gözlerinde kin belirgin.
Vay senin şu kindar halin. Hin planların var hin. Cenin büyüdü savaşa girdi, silahlarımı bana verin.
Yardan sarkıttığın dostlarından kaçının ipini tuttun? Onlar güldü, sen somurttun. Kalbinde kaç gül kuruttun? Hatıralarından yüzde kaçını unuttun? Senin adını anmamak şartıdır dostluğumun.
Rap’den olma gökyüzünün güneşi SaGo bu benim yüzüm. Gölgeme sığınır mana özüm, hicran çölüne düştüm. Yüz pınar yaş akıtsın gözüm. Kendi başıma öğrendim, kendim büyüdüm. Dudaklarımla gömdüm! Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur. Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur. Sadıkane belki ol al âlemde serdar olur. Yar olur ağyar olur serdar olur didar olur.

 Bir Çıkar Yolum Yok

Etkisindeyim görmüş olduğum şaşkınlıkların, kurtulmalıyım, dışında kalmalıyım alışkanlıklarımın.
Bana benden haber veren rüyalarımın bir anlamına varmalıyım, bir yoldan çıkışa varmalıyım!
Yaşadıklarım ve anımsadıklarımdan ibaretim ben. Umursadıklarım sadık olanlar, dışladıklarım özüne bağlı kalmayanlar. Sözüne yalan katan terazi şaşkınlar, farazi malumatları, şüpheciliğimin sebebi insanlar ya da insan olup insanlık dışı roller kapanlar. Rabbime hamd-ü senalar olsun, yazdırıyor ilham kalemi Elhamdülillah, yolundayım ne eyleyim âlemi? İnsanlar komik, onları anlamam için yeter mimik. Tek sahipliğimiz bilmem kaç gram et ve içine sığınan kemik. Onu da toprak alır elde var ölüm, hüzünlü son bölüm.

Yaklaş bana yanmasın, yansan da o senin içinde yangın.
Şu an aklına düştüm, aklın yolu birdir dedim yürüdüm.
Mevzum nedir anlarsın, arzum sana yalvarsın.
Şu an kendimi gördüm, küçüldükçe küçüldüm. Eyvah!

Şu an beni dinlediğini biliyorum, seni görür gibi oluyorum, analiz ediyor yazıyorum, açımı bulup çiziyorum, gözümü siliyor yanıyorum, düşünü biliyor üşüyorum, ama bir çözüme varamıyorum, dinle! Sınıf arkadaşlarım yazdıklarımı silsin. Hayat bilgisi kitaba sığmaz başkalarına yedirin. Fazla rahattan delirin, gazla! Menzilimden gidin, gerçeklerimi bana verin, fırtınanızı gerdirin!
Heves ve hırs toz misali, maneviyat dev saray. Yaşananlara şahidimiz şems ve ay. Özel hayatlar deşifre olmuş herşey açık vay vay! Laboratuar içinde hangimiz değil yedek kobay. Bende kaçacak ayak yok bu taarruz meydanından, benden sakın! Akın akın birlikler lirik sürer mikrofondan, uyuşmakta can damarım, patlayan dikişlerimi yamarım.

Sahibinin Sesi

Elbet bir gün başı dönecek dünyanın dönmekten. Ağzının suyuna batmışlar için henüz saat erken.
"Ben bir ağacım yeşermekte dallarım ya" derken, yere düşen yapraklar ayrılmakta gövdemden.
Dünya rehavette, gözleri dalıp gitmekte, herkez kendince bir masumluk serüveninde.
Ruhum vücud karavanında, ölüm düz gidince ileride, yaptıklarım peşimde gerilerimde.
Son pişmanlık sabaha varmaz bir karanlık, nefsinin dişleri kalmamış seni dişlemekten yazık.
Belki sana göre ben delirmiş ve sorunluyum, ben senin varmak istediğim o yolun sonuyum!
Sağım-solum-önüm-arkam zaman illetiyle sarılmış. Yalnız adanın ortasında saçım sakala karışmış.
Ufaklıklar arsızlaşmış. Beden saksınızda edep çiçekleriniz sararmış.

Bıkmışım her gün aynı teranelerden ben. Bir-iki yalancı ve sahtekâr. Yoldan saptıran imtihanlar. Kana kana kanıyorlar bak! Sağım-solum-önüm-arkam gafil, hüzün kuyusuna gark olur aciz, içim acı sahibi meçhul herkes. Bu sahibinin sesi merkez!

El kâtipse kalp hâkimdir. Bak bu alıma gelen kaçıncı dize. Bak bu kaçıncı aykırılık rap fakirhanesinde. Bir lokma, bir hırka. Tavsiyeye uyanlar tavsiyeyle yaşarlar. Gözlerim 10 senedir akan durmaz hıçkıran şelale, elimde aynı hararetle yanan Rap'ten meşale, izin vermez deliyağız gözle görülen işgale, sözlerimden yüzümü gör bak eşgalime! Sıkıntı sıktığın zaman patlayan sivilce. Düşünmelisin sivilce, enine boyuna bütünce. Beter eder düşünce. Diz kapakların kanar düşünce, iblis dalga geçer kananla sertçe. Ben baktıkça ağaçlara, kalbimin kuşları konmak ister dallara.
Önceden inanırdım ne yazık ki fallara. Onlarla yitirilen sahipsiz yıllara derken "elveda" bir dize daha karala.

 Beyaban

Kuşkularıma bir kuş kondu, saçlarımda kış soludu. Hınç kuruttu mutluluğunu, tırs bu kez bu hırs sorunlu. Hayat zulümlü, kader oyunlu. Kim yerlerden toplayacak sürgün kader yorgununu?
Her işte bir hayır ve her hayırda bir de şer yatılıdır. Terim işimin kanıtıdır. Peynirimde gözü olan karga, kanatların elimle kırılır, üzüntülerimi paketlesinler söyle fiyatı kaç mangır?
Kırık hayaller kaç satır? Bana küfreder gözlerin dudakların yardım yalvarır, hırslarınızın yıprantısı yüzlerinizden yansır, benden firarî bu sır. Ben yapmadan önce kendi gölünde salını batır!
Günahlarımı taşıyanın adı hamal değil, melekti. Saflığında lekeydim, af buyur zaman bir hayli geçti. Yunus şıkkı seçti, 3 yanlışım bir doğrumla çekti gitti. Bütün hikâyem burda bitti.

Beyaban, baranın yaşı gözümün, özü bednam salmış hüznümün yüzü gülsün.
Ahvalim suskun, dokunan bana mendil tutsun.
Beyaban, fırtınan beni kavurur, gözyaşım kum olur dağılır kumuna tozuna karışır.
Biraz merhamet eyle, etme, eyleme…

Yüreğimin tel örgüsünü paramparça eden haydut, hain çelmesiyle pusuda bekler, yüzüme bakar nemrut. Sedamla gecenin örtüsünü yırttım dilini tut. Şüphelerim seslendikçe geçilemeyecektir benim hudut. Bak, güneş parlaklığıyla yüce, deniz dalgalarıyla ulu. Heybetimin rüzgârıyla söğütçesine titredi Rabbin kulu, göğe açılan iki elimin bil ki birdir yolu. Mikrofon icâdoldu, elim yazdı, vurdum sağlı sollu. Öldürme gözlerini görünce beni simamı belle!
Lisanım benimle koç, külyutmaz hile. Bir beyitte çift sille. Bile bile gülümse. Ağırbaşlı bir dille mürekkep yalar bu dede. Uykusuz geceyle aşka dal, tam ortasında uyuya kal. Bu acımasız hayal bir kâbusun esiri ve kör topal. Kendime verdim emri, kim çekerse çeksin resti. Başı dönük divanenin avare gezer hisleri.

Sonumuz Yakın Mesafe

İçinden geleni kâğıda dök boşalsın ilham yağmuru. Gezinsin ruhum derin sularında yunus mağduru. Ümit varem düzelir belki belimin kamburu. Duru gözyaşlarımın parıldar tenimde ruhum. Çeşmi siyahım nedir bu derdin? Kirpiklerine saklanırsın, görünmek istedikçe saklanırsın, yaklaştıkça harlanırsın, harlandıkça sızlanırsın, yıkılmadan sallanırsın. Sen dünyaya aydan yakınsın, ben dünyanın sırdaşıyım, sen dünyalık rüyaların uykusundasın, ben dünyalık kâbusların bunalımlarındayım, sonumuz yakın mesafe. Bak gönlümün etten sarayı kandan harabe, mutluluğumu tehdit eder duyduğum her hurafe, insan üzgün taife, yarın bayram dünüm arife, kaldıramayacağım yükleri almadım hafife. Bana asla dostluktan bahsetme, kendi inandığın yalanlarla aks etme, iblis her gözün göremediği hain kelle, o kelleler kopmadan doğar olacaktır hile.

Yalvarışım bahtıma güvenimden, herşey kendiliğinden.
İçimdeki minik çocuk titrerken, belki gün gelir aldanırım.

Sabır çile çektikçe dile, bile bile attığın her adımım gelecek dile,
Bugünden mi yarınını satın aldın? Korkarım sonumuz yakın mesafe.

Sana neden bahsetmemi istersin? Hanım kızların iz bırakmadan yürüdükleri karlı yollardan mı? Cemiyet âleminin ayaklarını kapan kapanlardan mı? Ortaokul çocuklarının ellerindeki renkli haplardan mı? Buna da çok şükür deme! Yıllar sonra olanlardan ötürü yüzüne tükürürse ufak çevir bebe, geçmişin kahrı yakar bağrı demedi deme, insanoğlu herşeyi deviremez bir bilekle. Bu şehrin ışıkları gün geçtikçe loşlaşmakta, erkekler hemcinslerinden hoşlanmakta, yasaklar izdivaçta örfe ters düşenler revaçta, tavşanların aklı havuçta, ne kaldı avuçta? Ta derinlere kadar yolu var, ateşten terlik giydirirler beynin fokurdar, zebaniler homurdar, et ile kemiğin sonu alevden murdar.

SaGo Kaf Kef. Sonumuz yakın mesafe. Beyler bayanlar, merdivenden kayanlar.

Gördüklerime İnanmam Gerek

Ne güzel bir hava, ne güzel bir mekân.
SaGo Kaf Kef, Kaf Kef!
Merhaba!
Bendeniz Sagopa Kajmer, Pesimist kötü adam.
Evet, ta kendisi işte o benim.
Boş oda bom boş, bom boş, bom boş.
Herşey yerli yerinde, herşey burda.
Mikrofonum burda, ses 1-2.
Boş bir kâğıt bomboş ve mikserim ve sözlerim.
Anlat-mak lazım.
Anlatmam lazım anlatmalıyım ben her zaman
Anlatmam lazım anlatmalıyım ben her zaman
Evet anlatmam lazım anlatmalıyım ben her zaman.
Bu benim hayatım!

Hüner süsüm, bilgim madenim, aklım canım.
Göz bebeğimden gerek öğrenmen, bak bana doyasıca hayat eli sopalı bir öğretmen.
Siyah saç ak defterlerle geldin ak saç, siyah defterle gidiyorsun. Sen uyurken gülistanda ben diken üstünde yatmış acıyorum. Derdim kadar olsaydı kuvvetim, benimle baş edemezdi kasvetim. Kendini iyi bilen kötülere ne yarar ki benim iyiliğim?
Kurudu iliğim. Uzak değil ki malum sırrım feryadımın menzilinden. Ne olur bir haber gönder en tezinden! Kulaklarım dilimin müşterisi ezelden. Dediler Yunus’a bal dudaktan acı kelam etme. Demesi hayli kolay yaşamayanın bu dertle. Yunus çıkan fırtınada beli kırılan çiçek.

Gördüklerime inanmam gerek
Ama nasıl olacak bana birisi bunu anlatsın.
Külahıma anlatsın!
Sevdiklerime kavuşmam gerek
Ama nasıl olacak bana birisi bunu anlatsın
Külahıma anlatsın!

Heder olan yürekleriniz gem almamakta. Hebadır onca sevgi sözlerine kanmışlığın leşleri, bir bir geçmişe mazi. Söyle çok mu önemli ikili yaşanmış mazi? Azimle unutup sadakatle geleceğe yemin ol. Başta zor gelir adım atılmış her yol. İlişkiler yine tenha. Münzevi Raplerime bir hamlede verdim fetva. Yağmuru kara çeviren hava, kolaysa çık ava. Burası çorak ova. Mahlasımın anlamı Kaf dağının Kaf’ı ve ölü Kefeninin Kef'i. En güzel kuşlar benim ellerimden yedi en güzel yemi.
Yürüdüm koşa koşa, boşa sallar küreği deryada küçük balık, büyük balıkların hepsi salık, güçsüze yazık… (Doğru dersin bree)

Tek Başınalığın Yolcusu

Yo SaGo Kaf Kef Kasvaaaa!

Bal saçan dudak ısır, malum çirkeflik kısır, iblis kanıma girmeni üstelerse bil ki hile vardır. Bir aftır ayıba örtü, çirkef koparır gürültü, binlerce süprüntü ben şahidim ses var yok görüntü. Sadece bana mahsus bu mapushane, bengü tütün yanında insan sarılı beyaz kefene. Hakkım üçtür kulağıma söyle insan kaç tür? gördüğün halüsinasyonlar seni derinden ürkütür, günah yalan haram adamın suratına tükürtür, yanar dağlarının volkanlarını nefsim püskürtür. Dudaklarım çarpıştıkça meftun Yunus gazaplarda, tahammülüm ayaklar altında, izler minik bir karınca. Rüzgar şiddeti bilmez duvarın ardına saklananlar. Gam bağından ayaklarımı kurtar canım feci yanar. Güneş ışıldadıkça duvarlardan gölgem parlar, sözlerimin perişan saçlarını kalemim tarar. Kader beter zengini duygu hazinem, iflas diline hâkim ol, bak sol elimde alyans. Bir kan pıhtısından oldum yoktur bundan gayrım, bana sorduğunuz saçma soru için hem evet hem hayırım. Dilsiz şairin dili çözülse kulak duymaz, sağırım! Güneşin küstüğü çöllere ben yağmurcasına yağarım. Hey yabancı yolun yarısı 35 der Sıtkı Tarancı. Korkarım 5 sene sonra saracak içimi derin sancı.

Sadece bana bak! Bana yalan söyleyeceksen önce gözlerimle anlaş! Ancak bu komplo beni yıkabilir, dayandığım destekler devrilir. Çirkef Kaf Kef deme ne olur. Tek başınalığın yolcusu tek olur.

Beni boğmak için bin dereden su getirdiniz. Hepsini içtim! Felekle pençeleştim, anam babamla helalleştim ve hiç bilmediğim savaşta içine düşüp cenk ettim. Harp ettim darbe aldım hücum ettim affettim. Bu dağa ilk ben tırmandım zirvede ciğerimi patlattım. Üzerime çığlar yağdı bak ben hala hayattayım. Hiç bir tehdit tenime rüzgar kadar zarar veremedi, özgürlüğüme çılgınca koşarken görmüş komşum beni. Aklındaki dev ekranda neler gördüğünü anlat bana. Hediyen anahtarı sende olan şu kapalı kutuda. Akıldır kutunun adı tadından yenmez cümlelerimin balı, seferdeyim üzerimde bulutlar altımda uçan halı. Bırak umudun yeniden doğsun her yeni gün seni neden boğsun? Daha önceden yapmadığın hataları yapabilmekten mi korkuyorsun yoksa? Haram ol. Bu sağanak yağmurun ardından güneşin doğsun, konuştuğum duvarların dili olsa susmaz asla. Kendini öldürdün ruhunu unuttun son intiharında. Bu gece uykumda göreceğim farklı rüyalar var, yarın sabahki kalkışımda vereceğim yepyeni bir karar. Kendime hatırlatıp sonra unutturduğum hatıralar, atacakları bol çamur batacağım çok batak var. Hoşuma gitmedi hayata kattıkları bu sert aroma. Düzelebilmek için başvurduğum her tedavinin sonu koma.


Düşenin Dostu Olmaz

İlham al bu sözlerin sahibi bir hamal, varlığı hayal. Kahramanı olmak istediğim bir masal var, düşündükçe sulara batar benim sal, kader beni sal. Marifetle erir gönlüm, gördüm benim gören gözüm parçalar ya gönlüm, avuçlarımda göğe doğru tuttuğum dualarım ve ömrüm yetmez dilemeye özrüm. Bak bataklıklar üzeri ne kadar da parlak bak ve gör buradan her tarafta güzel yüzlü tuzak, gökyüzü ne kadar yakın arşı azam ne kadar uzak. Kendine yaptıkların ve kattıkların ne kadar vasat. Evet bu bir aşk şarkısı, evet bu bir kalp ağrısı, evet bu namelerde yanan var en derinden. Ah bir bilsen içimdeki alevi bir görsen. Yalnız harbin çocuklarını taşladınız öldüler, sapanla avlanan kuşlar can çekişerek öldüler. Gözler ayrı düşeni dudaklar cümleden düşürdüler, düşenin dostu olmadı hiç.

Düşenin dostu olmaz bunu böylece bildim inanmasam olmaz.

Ölüm Allah’ın emri Ankebutta belli, emre tutuşturdu SaGo en güzel delili. Delillerim ve deliliyim, beni bu yaşıma getirdi. Sen köşene çekil düşün seni bu hale neler bitirdi. Başta tertemiz sudur yaradılış, gün geçtikçe karmakarışır, durgun sular ani bulanır, ilk başlarda suya bakarsan ayı ve güneşi saf görürsün, sonra güneş gider ay kalır üzülürsün! Düşmanın buzunda donmaktansa dostun güneşi yaksın içime alınan her nefes soluk yeniden yaşama dönmek gibi, kefene sarılı tütüne benzerim, uçar dumanım aniden uçar bu ruh bedenden. Bu ruh bedenden uçar, geride kalanlar açar, çarkıfelek yaman döner, ben solar sen açar, onlar kalır sen göçer, menzilimiz farklılaşır, çok geç olmadan açıl gözüm açıl. 

Dessas

Yunus'tur benim adım.
Sagopa’dır mahlasım.
Dinle!

Eğer düşman yoksa bil ki savaş olmaz, şehvet edinilen şu zevkler kolay solmaz. Kula yataklık edenler dost sayılamaz. Korku ve dehşete kapılanın kalbi yavaş atmaz. Gürültüyle beslenen kulakta sukut durmaz. Karasinekler mikrop demek arılar boka konmaz. El yumruğunu yemeyen yumruğunu balyoz sanar arlanmaz. Zahmet çeken asla bir kişi olmaz. Ekmek elden su göldense tasaya yer kalmaz. Yabancı görmedikçe köpek delice havlamaz. Yaşama dâhil oldukça sistemlerin aynı kalmaz. Derste kopya çekerek alınan notla bir bok olmaz. Önüne hedefi koymadıkça amaca tez varılamaz. Hurafelerle yola çıkanlar köprü sonuna ulaşamaz. Akacak olan kan ilelebet damarda durmaz. Sapına kadar erkekte olsan kadına el kalkmaz.

Gerçek bana bir adım daha yaklaş (yaklaş yaklaş yaklaş)
Gaflet benden bir adım daha geri at (aman uzak dur benden)
Dessas ne bu caka bu fiyakalı hal (ne bu caka bu fiyakalı hal)
Yolcu yolunda geri gerek hadi yollan (yollan yaylan lan)

Kilidi kırmadıkça sırrın kapısı açılamaz. Rabb'im emri verse inan taş üstünde taş kalmaz. Komutan komut vermedikçe esas duruş bozulamaz. SaGo bir kere siler adın tadıma karışamaz. (Nokta)
Yazı kağıtta yatılı söz ağızdan uçar durmaz. Dilim tutulmadıkça mikrofonum sır tutmaz. İlim kendini bilmektir, bilmeyenden halt olmaz. Yalan söylediysen yanına kâr kalmaz. Yalanın ömrü tez biter mumlar yatsı sonuna ışıyamaz. Zahmet etme boştan dolu çıkmaz. Gün gelir bir tatlı sözle yılan delikten çıkmaz. Beşikten mezara dek bu gemide aynı tayfa kalmaz. Velcelalin kalemi yazar levhi mahruz okunamaz. Zaman hırsızı çok çalar koluna zincir vurulamaz. Aklım dünya limanına demir atmışsa gemin girdaptan kurtulmaz. Gözümde nice ırmak saklı akışı durmaz.

Adım Yunus
Mahlasım Sago
İkincisi Kaf Kef
Üçüncüsü Küheylan
Evliya-ı Rap
Arkası Yarın
Arkası Yarın

 
  Bugün 1 ziyaretçi (3 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=